Türkiye, 32.294 MW’lık kurulu gücüyle Avrupa’nın ikinci, dünyanın ise dokuzuncu en büyük hidroelektrik kapasitesine sahip ülkesi oldu.
Türkiye, yaklaşık 32 bin 294 megavatlık kurulu kapasiteyle Avrupa kıtasında Norveç’in ardından en büyük ikinci hidroelektrik gücü konumuna yükseldi. Uluslararası Hidroelektrik Derneği’nin (IHA) “2026 Dünya Hidroelektrik Görünümü” raporunda yer alan bu başarı, ülkeyi Fransa, İspanya ve İtalya gibi gelişmiş ekonomilerin önüne geçirdi. Türkiye, aynı zamanda dünya genelinde en büyük 9’uncu hidroelektrik kapasitesine sahip ülke olarak kayıtlara geçti.
Geçen yıl dünya genelinde hidroelektrik kurulu gücü 1469 gigavata ulaştı. Bu kapasitenin 1269 gigavatını konvansiyonel santraller, 201 gigavatını ise pompaj depolamalı hidroelektrik tesisleri oluşturdu. Dünya genelinde toplam 28 gigavat yeni hidroelektrik kapasitesi devreye alınırken, pompaj depolamalı santraller tarihindeki en yüksek yıllık artışı kaydetti.
Küresel hidroelektrik üretimi, geçen yıl 4 bin 495 teravatsaat seviyesinde gerçekleşti. Bu miktar, dünya genelindeki rüzgar ve güneş enerjisi üretiminin toplamına yakın bir seviyeye ulaşarak hidroelektriğin hala dünyanın en büyük yenilenebilir elektrik kaynağı olduğunu gösterdi.
Hidroelektrik Santralları Sanayi İş İnsanları Derneği (HESİAD) Başkanı Elvan Tuğsuz Güven, Türkiye’nin özellikle pompaj depolamalı hidroelektrik yatırımlarını hızlandırması gerektiğini belirtti. Güven, artan elektrik talebi, enerji güvenliği endişeleri ve güneş ile rüzgar enerjisi kurulu gücündeki hızlı artışın hidroelektrik yatırımlarını yeniden ön plana çıkardığını ifade etti.
Küresel ölçekteki hidroelektrik proje portföyüne dikkat çeken Güven, “Dünya genelinde geliştirme aşamasındaki hidroelektrik proje portföyü 1127 gigavata ulaştı. Bunun 621 gigavatını pompaj depolamalı hidroelektrik projeleri, 506 gigavatını ise konvansiyonel hidroelektrik projeleri oluşturuyor. Toplam proje portföyünün 390 gigavattan fazlası halihazırda inşaat aşamasında bulunuyor” açıklamasını yaptı.
Enerji sistemlerinin yalnızca elektrik üretimine değil, aynı zamanda esneklik, dengeleme, rezerv kapasite ve şebeke güvenliği sağlayacak teknolojilere ihtiyaç duyduğunu dile getiren Güven, hidroelektrik santrallerinin bu hizmetleri aynı anda sunabilen nadir üretim kaynakları arasında yer aldığını vurguladı. Türkiye açısından güneş ve rüzgar enerjisi yatırımlarındaki artış, rezervuarlı hidroelektrik santralleri ile pompaj depolamalı tesislerin önemini daha da artırıyor.
Güven, Türkiye’de enerji depolama yatırımlarının uzun süreli depolama sağlayan pompaj depolamalı hidroelektrik santrallerle desteklenmesi gerektiğini belirtti. Enerjide dışa bağımlılığın azaltılması ve depolama kapasitesinin yenilenebilir kaynaklar kanalıyla hayata geçirilmesi için bu yatırım kararlarının en kısa sürede verilmesi büyük önem taşıyor.
Reklam & İşbirliği: [email protected]